Alfabetik Liste

adsense

Ömer Hayyam Sözleri
Sponsorlu Bağlantılar

Ömer Hayyam Sözleri

Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam İranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom. Bu sayfamızda Ömer Hayyam’a ait sözler bir arada bulabilirsiniz.

Girme şu alçakların hizmetine: Konma sinek gibi pislik üstüne. İki günde bir somun ye, ne olur! Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.

Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana Bir günü sevgisiz geçirdinse yazık En boş geçen günün o gündür inan bana.

Felek ne cömert ne aşağılık insanlara! Han hamam, dolap değirmen, hep onlara. Kendini satmayan adama ekmek yok: Sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!

Herkes, gönlünce bir yol arıyor kendine… Kimi arayışı sürdürmekte, kimi bulduğundan emin… Ama bir gün, bir ses haykıracak göklerden: Herkesin yolu kendine varır, arama başka yerde.

Aşk ki gerçek değilse, tutkusu olmaz. Ateşi köze döner, kokusu olmaz. Âşık olan gün, gece, ay ve yıl yanar; Güneş, ışık, rahat ve uykusu olmaz.

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir; Âşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; Ermiş ha çul giymiş, ha atlas; Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.

Sen içmiyorsan, içenleri kınama bari; Bırak aldatmacayı, iki yüzlülükleri; Şarap içmem diye övünüyorsun, ama, Yediğin haltlar yanında şarap nedir ki?

Bahtımın kökü yeşerip dal budak da verse eğretidir bu ömür diye giydiğin elbise; Mıhları gevşek bir gölgeliktir beden çadırı, Pek dayanma sakın ne kadar sağlam da görünse.

Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş! Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş! Su durmadan kurulup dağılan evrende BİR NEFESTİR ALACAĞIN, O DA BOŞTUR BOŞ!

ÖMER-HAYYAMEzel avcısı bir yem koydu oltasına Bir canlı avladı Âdem dedi adına İyi kötü ne varsa yapan kendisiyken Tutar suçu yükler kendinden başkasına.

Seni aramaktan dünyanın başı dertte; Zengine de göründüğün yok, fakire de; Sen konuşursun da biz sağır mıyız yoksa Hep kör müyüz, sen varsın da görünürde.

Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. Yaşama sebebimsin, su kadar, ekmek kadar. Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar..

Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizim ki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben…

Niceleri geldi, neler istediler, Sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.

Bir geldi mi ağır ölüm uykusu… Biter bu dünyanın dedikodusu.

Tanrım niye ekşi ayranı edersin helal de şarabı haram.

Bir kerpicim de olsa, satar yine şarap içerim.

Adalet evrenin ruhudur.

Uyan! Uyumak için önümüzde sonsuzluk var.

Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, Ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, Öğrenemedik bi türlü yan yana yürümeyi.

Hayat kısa insanoğlu! Kesildikçe biten otlar gibi yeşermeyeceksin bir daha.

Ayrılığın özlemin her şeyin bir hazzı var. Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar.

İçin temiz olmadıktan sonra hacı hoca olmuşsun; kaç para! hırka; tespih; post; seccade güzel: ama tanrı kanar mı bunlara?

Gül yanaklı sevgiliyi saramaz insan Yüreğine diken batmadan, vurulmadan. Kim bir güzelin saçına dokunabilmiş Tarak gibi diş diş, didik didik olmadan?

Hayyam. Demiş ki! Ben Haram ile Helali karıştırmam… Dost ile içilen ‘RAKI’ helaldir, ‘Puşt’ ile içilen su bile Haram.

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi! Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli, Can gözünü açınca görüyor ki insan; En büyük düşmanıymış en çok güvendiği… yalan mı?

Durmadan kurulup dağılan bu yerde Hiç bir dost arama. …Güvenilir bir sığınak, hiç! .. Bırak acı yüreğinde konaklasın Olmaza çare arama… Kimse sana gülmeden sen acıya gülümse, Yaşamana bak!

bizim şarap içmemiz ne keyfimizden, ne dine, edebe aykırı gitmemizden, bir an geçmek istiyoruz kendimizden: içip içip sarhoş olmamız bu yüzden.

Her sabah yeni bir gün doğarken, Bir gün de eksilir ömürden; Her şafak bir hırsız gibidir Elinde bir fenerle gelen.

Dünyayı yeniden yarataydı, yaratırken de beni yanında tutaydı; derdim : “Ya benim adimi sil defterinden, ya da benim dilediğimce yarat dünyayı

Güçlü olduğuna inandırdın beni; Bol bol da verdin bana vereceklerini. Yüz yıl günah işleyip bilmek isterim; Günahlar mı sonsuz, senin rahmetin mi?

Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar. Hangisi yarıp geçti bu karanlığı? Birer masal söyleyip uyuya kaldılar.

Bilmem, Tanrım, beni yaratırken neydi niyetin, Bana cenneti mi, cehennemi mi nasip ettin; Bir kadeh, bir güzel, bir çalgı bir de yeşil çimen Bunlar benim olsun, veresiye cennet de senin.

Yaşamanın sırlarını bileydin Ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok: Yarın, akılsız, neyi bileceksin.

Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin? Kimselerin kulu kölesi değil misin? Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya? Keyfine bak: En hoş dünyası olan sensin…

Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi özler ateşi. Sevip de yanmaktan korkanın masal anlatmaktır bütün işi.

Bir elde kadeh, bir elde Kuran; Bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman.

Cennette huriler varmış, kara gözlü; İçkinin de ordaymış en güzeli. Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz: Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.

Gün doğarken sabah horozları niçin Acı acı bağrışırlar, bilir misin? Tan yerini gösterip derler ki sana: Bir gecen geçti gidiyor; sen nerdesin?

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen; Suçumuza, duamıza önem vermeyen; Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık; Umudumu rahmetine bağlamışım ben.

Sponsorlu Bağlantılar

2012 Güzel Sözler, Ünlü Kişilerin Sözleri, Özlü Sözler, Kişi Sözleri- Guzelsozun.com Tum haklari saklidir.